20 Mayıs 2009 Çarşamba

ha insan ka kitap! (mim)

ön not: bu post uzundur! ama sıkıcı değildir:) (birisi öyle dedi) haaa! yinede çok uzun derseniz! bende size : ben zaten sünter teyze okusun diye yazdım diyebilirim :p hem o uzun da olsa seviyor okumayı:)

uzun zaman oldu mim yazmayalı ve bu konuda kötü olduğumdan pek yazmıyordum da! güzel bir konu gelmiş,
çiçeği burnunda blog annesinden!


"Kitap okuma aliskanligimizi nasil kazandik, küçükken ve ilk gençlik yillarimizda hangi kitaptan etkilendik?"

aslında bu konuda belki yazmam garip olacak çünkü benim kitap alışkanlığım olduğundan bile şüpheliyim!

ilkokulda cin ali serisini bile okumadım ben!
şimdi düşününce babama nekadar üzülüyorum!

adam sırf okuyalım diye herkesin evinin gazete kuponlarıyla alınmış

büyük larus(yazımını hatırlamıyorum laurous gibi bişiydi herhalde!)
kırmızı larus
anam larus
babam larus

serilerinin hepsi!

ondan sonracıma birçok kültürel kitap falanla sürekli beraber yatar kalkardık(ben o kitapların olduğu odada yatıyordum)

ama hiç okumazdım. sevmezdim kitapları. bunun bi milyon tane nedeni de vardı , herdefasında haklı olduğumu düşündüren..!

ödevlerimle ilgili soruları hep yüksekokul mezunu babamıza sorardık ve o da bilmesine rağmen cevap vermez,
"babamın hayrına almadım ben o kitapları; gidin, araştırın, bulun ve öğrenin" derdi. ve bundan hiç taviz vermezdi!
ama işte "adam olmayacak çocuk, her halinden belliydi!"

bizi okutmak için gerekirse satılacak 3 ceketi vardı adamın!(3 kardeşiz) ama ceketin birisi hiç satılmayacaktı.
diğer ikisi okuyorlardı. sorunlu olan bendim :)

ben karşıydım bir çok şeye. okumaya cin aliyle başlamaya mesela! salak değildim! "ali'nin topu tut"tuğunu anlamakta
pek zorlanmıyordum. ama ısrar edilince sıkılıyordum.

ilköğretim yıllarımda öğretmen ödev verirdi. bi kitap özetini çıkarmamızı isterdi. ben onlarda bile daha önce okuyana sorardım hatta
özetini yazmalarını söylerdim. onlarda yazarlardı çünkü mesutdemir gibi bi adama yatırım yapmak onlar için fırsattı!
matematik sınavını düşündüklerinde bundan haz bile alırlardı. :) (bir derste en az 5 kişiye kopya verirdim!)

yani ben küçük yaşta edinmedim kitap okuma alışkanlığımı! tabi şuan edinmişsem!

ben okumaya insandan başlama kararı alan öğrencilerdendim!
ve her insanın bir kitap olduğunu o yaşlarda keşfetmiştim.

öğrencilik hayatımın büyük bir kısmını insan okumakla geçirdim.
inanılmaz da haz alıyordum. çünkü çok kolay ve eğlenceli bir okuma oluyordu benim için!
masrafsız ve pratikti!
okumak çok fazla vaktini almıyordu! bazen 1 dk sürüyordu bir kitap!
tek vakit alanı okuduktan sonra üstüne kurduğun "düşünce sayfaları" ve de analizlerdi!
onu da hergece yatağa yattığımda bir saat ayırarak hallediyordum! uykuyla pek aram yoktu!

herkes konuşuyor, herkes her naneyi biliyordu.

çok sevdiğim bir çin atasözü derki:
"biz çocuklarımıza konuşmayı öğretmeden önce, susmayı öğretiyoruz"
!!!

o yaşlarda çekik gözlü olmamın da gazıyla anneme defalarca sorardım.
"anne biz çinlimiyiz!!!" diye.

çok güzel susmayı öğrenmiştim. doğru bir şekilde konuşmak için!
ve biraz da büyümeyi bekliyordum konuşmak için!
çünkü "su küçüğün, söz büyüğün"dü!
yani senin anlayacağın:
içtiğim suyun haddi hesabı yok!!!

sonra okuduğum kitaplardan(insanlardan) şunu öğrendiğimi farkettim:
herkes birbaşkasını eleştiriyor. kimse kendisine bakmıyor!

kimse kişisel mükemmelliği aramıyordu! herkes çevresel mükemmellik peşinde idi.
hiçkimse, hiçkimseden memnun değildi!
birtek musalla da yatan dışında! ve ozaman ölümü çok sevmiş ve hiç korkmamıştım ondan!
çünkü ölene kadar eleştirilsen de öldüğünde biranda iyi biliniyordun!

ben de herkes gibi eleştiren bir "kimse" olmayı seçtim ama bir farkla!
eleştirecektim ama sadece kendimi!

sonra başladım kişisel gelişim kitapları okumaya!
eleştirmeye başladığımda gelişmem gerektiğini anlamış olsam gerek!

şimdi hangi kişisel gelişim kitabı okuduğumu söylemeyeceğim sana!
çünkü onlar okuduğum insanlar kadar etkili olamadılar hayatımda!

OKUDUĞUM VE BENDE İZİ KALAN KİTAPLAR:

*
kitabın hikayesi:
bikeresinde bizim köyde A emmi ölmüştü de,
onu sürekli eleştiren ve 1 hafta önce onla kavga eden B emmi de cenazesinde iyi biliriz demişti.
bende cenaze mezara gidene kadar fırsatı kollayıp B emminin yanına gitmiştim ve şunu sormuştum!:

-madem iyi bilirdin neden geçen hafta dövdün A emmi yi!?!?

ben o gün bir cilt ansiklopedi okumuştum!!!
ismi de şeydi hmmmm!?
"iyi biliriz"
yazarı da:
"B emmi-giller"


*
aaa! bak en sevdiğim kitaplardan bitanesi de şuydu!

ben daha küçüktüm sanırım 9-10 yaşlarında falan! bakmayın küçüktüm dediğime bana göre "büyük"lerden daha büyüktüm!!

kitabın hikayesi şöyle:
bir apartman dairesinde oturuyorduk.boş olan üst katımızı yeni evlenen bir çiftin kiraladığını duyduğumda çok sevinmiştim.
yeni evliliğe bukadar yakınımda ilk defa şahit olacak olmanın heyecanı vardı!

geldiler düğünden sonra evlerine! çünkü onlar artık evlen-mişlerdi!

gelin kızımız; daha "hayırlı olsuna, allah bi yastıkta kocatsın" a bile gidemeyen anneme gelip,
ev-liliğinin ilk haftasında tam "3 defa", hüngür hüngür ağlayarak şunu demişti:

"teyze 10 yıldır çıktığım!(çıkmak iyi bişey değil!), kocam olacak A.... yı ben bu bir haftada tanıdığım kadar tanıyamamışım"

o günde hayatımın en önemli aşk romanını okumuştum!

kitabın adı:
10 yıllık yalanın, bir haftalık gerçeği
yazarı:
grup sahtekarlar


*
bak şu kitabımdan(insanlarımdan) bahsetmeden edemeyeceğim!
lise çağlarıydı. her ikisi de arkadaşım olan bir çift vardı yanımda. onların yanyanayken adı SEVGİLİYMİŞ.
bunlar hararetli hararetli bişey tartışıyorlardı. seviyorlarmış beni öyle söylerlerdi ve ben mantıklı yaklaştığım için!(onlar öyle diyorlar)
bazen ilişki danışmanı yaparlardı beni. bana konuyu anlattılar. ve düşüncelerini de!
her ikisini de büyük sabırla dinlemiştim! (cidden sabır isteyen bir konuydu)
ve sonra şöyle birşey sormuştum onlara:

"ikinizde aynı düşünceyi farklı cümlelerde ifade edip nasıl kavga edebiliyorsunuz?"

sevmiştim ben bu kitabı, zira çok fazla okumuştum bu kitabı. öyle değil mi ama sizde çok defa okumuşsunuzdur.
çok tutan bir kitap bu heryerde rastlanıyordu! okumamak için kör olmak gerekir!

kitabın adı:
aynı dilin yabancıları
yazarı:
yabancılaşmış yabaniler!


*
bi de şeyy vardı! ilkokul 4. sınıfta okuduğum ve okuduğumda canımı en çok yakan kitap bu olmuştu!

dur önce hikayesini anlatayım:
dönemin ilk haftasıydı! birgün okuldan çıktıktan sonra eve gitmek üzere hızla yürüyordum.
okulun hemen üstündeki parkın çıkış kapısından geçip gitmek için acele ediyordum.
tabakhane durumu olmasa da okuldan çıkış vaktimden en geç 15 dakika sonra evde olmam gerekiyordu.
bu bizim evin en hatrı sayılır kuralıydı. uyumsuzluk çıkarma hakkında olmayınca da, acele etmen gerekiyordu.

bizim sınafa "o sene gelmiş" kızın birisi kapının önünde durmuş kapıyı tutuyor ve fiziksel yapısınında etkisiyle
beni oradan geçirmiyordu! bende evdeki geç kalma ödülünün! kaygısıyla rica etsemde izin vermeyen bu kıza defalarca söyledikten sonra,
sinirlenme hakkımı kendimde bulup kapıyı hızlıca çekip koşarak oradan uzaklaştım.
eve zamanında gidebilmek için iyi bir koşu derecesi yaptığım kanısındayım:)

ertesi gün bu cüsseli sınıf arkadaşı annesiyle birlikte sabahın köründe gelmiş okula!
ve ben kız oradan geçerken ayağını kapıya sıkıştırmışım. dövmüşüm kızı!

ki ben ozamana kadar kızlarla bırakın o şekilde durumları yaşamayı açacak istemeye utanan bir çocuktum!

ama bu durum beni pek korkutmuyordu! çünkü kızın söyledikleri doğru değildi.(yalan demiyorum doğru değildi!çünkü ben ozamana kadar yalanın ne olduğunu bilmiyordum)
ve benim sinir hastası olduğu için sonradan doktoru tavsiye etti diye sigaraya başlayan öğretmenim
benim herzaman doğruyu söylediğimi biliyordu!
ama sanırım o gün az sigara içmiş olacakki bana sormasına ve benim doğruyu anlatmama rağmen ilk defa öğretmenimden
dayak yemiştim!

bu benim çok zoruma gitmişti! doğru söyleyip dayak yemiştim!

ve ben ilk defa, ilkokul 4. sınıfta ve bu olaydan yaklaşık 1 ay sonra kalp krizi geçirmiştim!
o bir ay boyunca hiç kimseyle konuşmamıştım. matematik dersinde bile! (bu benim asla susamadığım dersti!)
öğretmenime küsmüştüm ve kesinlikle konuşmuyor, sorularına cevap vermiyordum!
sürekli kafamda bu olay vardı! hiç durmadan "bana doğruyu söylememe rağmen neden vurdu" diyordum!

biliyormusun çok fazla acımıyor kalp kriziyle canın. bakma sen insanların filmlerde öyle numara yaptıklarına!
sadece böyle kalbine bıçak saplanıyor gibi oluyor. ama acımıyor canın!
çünkü doğruyu söylediğin için yediğin bir tokat daha çok can yakıyor!

neyse işte o gün okuduğum kitabı da hiç unutmam

kitabın adı:
doğrular canını yakar
yazarı:
Can Yakıcılar

bu kitap kendi içinde 3 kitap barındırıyordu aslında!:
o kız çocuğu, ona yalanı çok iyi öğretmiş annesi, ve adaletli öğretmen! bunların üçünüde okumuştum o gün!

çok insan okudum! pardon kitap kitap! hepside eğitici ve hepside öğreticiydi

hani dersen ki:
"yok bunları kastetmedim! odun kıyımlı olanından bahsediyorum!"

haaa! onlar mı onların da bir kısmı, şu aşağıdaki resimde var olanlar işte:



not: umarım hakkını verebilmişimdir mim'in. sünter teyzeme sevgilerimle...

13 yorum:

  1. sevgili Mesur Demir oglum,
    Ilk önce, saygiyla, alnindan öpüyorum seni!!
    bu mimi sana paslarken, gelisi güzel yapmadim.
    "Hakkini verebilmisimdir umarim"
    demissin ya,
    Evet, yaniltmadin beni.
    Ben okudugum yazidan cok mutlu oldum:)
    Özellikle satir aralari!!
    Dedigim gibi mim amacina en iyi sekilde ulasti bence:)
    Yazdigin icin tesekkür ediyorum sana.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim sünter teyze.
    beğenmenize çok sevindim!
    (sevindiğimi belli edemiyor olabilirim malum erkeğim! ileride baba da olurum allah bilir ben! :) babalar duygularını belli etmezlermiş ya! ne münasebet diyesim var!? hatta inadına ben belli edecem ulan bile diyesim var! ama teyzeyle konusurken ulan denmez! )
    ben pasladığınız için teşekkür eder. ellerinizden öperim!

    not: öpücüğünüz beni ayrı bi onurlandırdı zira öpücüğün en kutsalı, alından olanıdır benim için!
    sağolun;)

    YanıtlaSil
  3. Yıne sevımlı esprılı bı mesut demır yzısı:))

    YanıtlaSil
  4. harika yazmışsın. tebrik ederim.

    Ebru

    YanıtlaSil
  5. ne garip adamsın sen lan:) Allah kahretmiyesice:) çok güzel bi yazı olmuş bi defa onu bi söyliyim. sonra da teker teker yorumlarıma geçebilirim bence:P (aa ben istifa filan diye artislik yapmıştım bi ara dimi ya:Pp)

    yaw hem ortancasın, hem kitap mitap okumuyon, laf dinlemiyon, anan baban vicdanlılarmış da atmamışlar seni çöpe hee:P

    kitap okumamamız gerektiğini böyle akılcı yöntemlerle anlattığın için de teşekkür ederim, artık bana kitap oku diyene link vericem, ne okuycam ya adama bak neler yapmış okumadan diycem :P

    bi de o kadar insan okudum diyosun ama hala düz mantık adamsın, hiç bi lafımızı anlamıyon abi. (abi yerine tam oğlum yazmıştım ki, aklıma geldi sevmediğin ve sildim. süperim)

    çıkmak iyi bişey değildir bence de. ben de 8 yıl çıkıp 1 ayda (sanırım 1 aydı..) kanlı bıçaklı boşanan bir çifti duyduğumda karar vermiştim buna. bi de 3 yıl çıkıp bi kaç ayda booşanan aklı başında, yaşını başını almış bi çift var ama uzatmıyım şimdi her örneği yazıcak diiliz:P

    öğretmenine çok kızdım. öyle böyle değil. sana da, daha doğrusu bu kazık kadar sana değil, çocuk mesut'a böyle sarılasım geldi, ayy canım diyesim geldi.. bi de kalp krizi geçirmiş o yaşta :S çok üzüldüm ben.

    bu kadar, hadi görüşürüz.

    YanıtlaSil
  6. ay bidaha baktım da yazıya, ne kadar uzunmuş lan hakkaten :D aa nası okudum çok şaşırdım :))

    YanıtlaSil
  7. güzel sanatlar dersinde, hocam, "güzel cizim degil, ne demek istedigin önemli! - bu yüzden kocaman bir tabloda tek bir cizgi varsa, bunu kücümsememeli!" dediginde...bende cok sey okumus oldum!

    yani insan - agir roman okumuyor hep.
    eminim, senin okudugun güzel, agir olmayan fakat cok derin anlamlar tasiyan okudugun insan-kitaplari olmustur!

    YanıtlaSil
  8. //öykü ve ebru;

    teşekkür ederim, beğenmenize sevindim;)

    //bi dost;
    teşekkür ederim ama bana garip dediğin için değil :) yazımı dair iyi cümlelerin için;)

    kitap okumamak değilde şöyle aslında, ne bulursanız okuyun. bu kitap olur, insan olur, doğa olur ki doğayı okumak da çok eğlenceli ve öğreticidir! ;)

    eşşeğe altın semer vurmuşlar eşşek yine eşşek!
    çok severim bu sözü. düz mantık oluşumun nedenini çok güzel açıklıyor:)

    öğretmenime kızma bence! ben çok severim kendisini. yani böyle yapanlara kızarsak dunyadakı herkese kızmamız gerekır :D

    krize üzülme! ben üzülmedim çünkü :p krize bağımlı hale geldim sonraki hiçbir kriz beni etkilemedi. sinir krizi, ekonomik kriz, ...! :)

    harbiden nasıl okudun :)

    YanıtlaSil
  9. //aycim,

    bak ben senin öğretmenini de sevdim. hani daha önce demiştim ya sana resimlerin en küçük ayrıntıları bile önemlidir benim için. sanırım aynı kitabı okumusuz :)

    olmuştur herhalde! bilmem ki ben :p, anlamam ki! ben sarışın doğmuşum! :p

    teşekkür ederim;)

    YanıtlaSil
  10. ne güzel kelimelere dökmüşsün duygularını!
    valla helal olsun.

    geçen gün bir arkadaş okuduğum kıtaba baktı ve dediki 'bu ne biçim kıtap.iç karartıcı.'
    halbuki dediğin gibi.her cesit kıtap okunmalı.ama elbetteki okumuş olmak için okunmamalıdır.

    YanıtlaSil
  11. //karamel,
    teşekkür ederim;)

    evet kesinlikle haklısın. her tür kitap okunmalı! özellikle karşıt görüş kitapları da okunmalı bence! bu illa siyasi olmak zorunda değil.
    maalesef bizler genelde karşıt görüşü anlamadan eleştiririz. ve hatta sırf bundan çoğu zaman karşıt görüş diye eleştirdiğimiz görüşlerle aynı saflarda volta attığımızın bile farkında olmalıyız!

    bir kitabı okurken sırf kitap değildir okunması gereken! aynı anda yazarı da okuyorsak, işte ozaman okumanın hakkını vermiş oluruz ;) diye düşünüyorum!

    YanıtlaSil
  12. hala uzun cümleler ve paragraf kuruyorum:)

    YanıtlaSil