bir adam hangisine daha çok üzülmeli!
eşinin ölmesine mi! televizyonunun bozulmasına mı!
bence televizyonunun bozulmasına daha çok üzülmeli!
hemen itiraz edeceksin biliyorum ama hele bir sor neden böyle dedin diye:) (şener şen i saygıyla anıyorum!)
evet! tv si bozulan adam daha çok üzülmelidir! ben istatistik sonuç sallamayı severim. al birtane daha sallayayım sana. bu güzel ülkemdeki 100 ailenin en az 95 inde şu oluyor biliyormusun!:
işten çıkan erkek(baba veya ev reisi diye de bilinir kendileri!) eve geldiğinde önce sağa sola hal hatır sorar!(gerekliliğine inanıyorsa veya o gün mutluysa!) sonra oturur sofranın kurulmasını bekler. hanımı sorar mutfagamı hazırlayayım yemegi tv odasına mı diye. bey cevap verir:
-buraya kur! haberleri izliycem.
ve muhtemelen saat akşamın 8 i civarlarıdır. yemek yerken konuşmak yasaktır. sofra adabı olduğu için değil!
-az sus! şunu dinleyeyim' den dolayıdır.
sonra haberler biter ve de başlar diziler ki onların olmadıgı birgün yoktur. o gün eşinin yada kendisinin sevdiği bir dizi yoksa da onlarca kanaldan mutlaka izlenilecek! birşey bulurlar. çarkcı mehmet ali olur, dünyacı acun olur , ne bilim işte daha da bişey olmasa yemekteler olur. ama mutlaka izlenilecek birşey olur!
derken saat 11-12 olur gece yarısı kendisini hissettirmiştir. ve taraflardan birisi derki hadi yatalım mı artık:) yatın tabi yatın! ve yatılır! yani günün 3-5 saatini birlikte geçiren çift aslında hiç birlikte değillerdir! bu saatin tamamını tv ye verirler.
ve benim gibi geri beyinli birisi çıkar ve derki:
"pardon ama" eşinizi mi kaybetseniz daha çok üzülürsünüz tv nizi mi kaybetseniz?
cevap genelde "bu ne saçma soru" şeklinde olur ki, kişi saçmalayanın kendisi olduğunun farkında bile değildir. eğer üstelersen dayak bile yiyebilirsin, denemesi bedava :)
şimdi bu %95lik amcalara sesleniyorum!:
-eşiniz ölürse nolur üzülmeyin, ona hiç vakit ayırmamıştınız zaten! ve üstelik tv niz hala sağ;)
ve hala yaşıyorsa eşiniz ona seni seviyorum demeyin! çünkü o tv yi daha çok sevdiğinizi mutlaka biliyordur! zira o da tv yi yani semra hanım ı, evlendirme şeysilerini sizden daha çok seviyor!
kaç yıllık evlisin sorusuna da utanmadan cevap verirsiniz:
- 20-30-40 yıldır!
ulan! günde 1 saat eşine ayırıyorsan(ki yapıorsan bile nadirendir) yılda eder 365 saat! ya sen matematik bilmiyorsun yada hiç zopa yemedin demezler mi adama! :) ben derim bak harbiden! demişliğim de var yani:)
varolmayan kadehimi, varolmayan sevginize; daim olmaması dileklerimle kaldırıyor, size saygı falan da duymuyorum! taaam mı!
pardon ama ne hakla!
29 Nisan 2009 Çarşamba
28 Nisan 2009 Salı
ortanca cocuk sendromu
anladım ki arada olmayı sevmiyorum ben! ne çok nedenim varmış sevmemek için...
mesela "iki arada bir derede " deyimini hiç sevmem. sırf ara oldugu için veyahut sevmem ben ortada durmayı. ya sonda dururum yada en başta.
direk olsam da eminim "orta" direk olmazdım, ve kimseyi vurmazdım alnının yada iki kaşının ortasından.

sen hiç ortanca çocuk oldun mu! olmadın sa söyleyeyim kötü birşey ortanca olmak! büyük kardeşin büyüktür bakkala gitmek için; küçük kardeşinse yeterince büyümemiştir. sen bu kutsal görev için biçilmiş kaftansındır. yani dünyaya ayak işleri için gönderilmişsindir. bakkal çırağı modunda bir yaşam sana doğum günü hediyesi olmasa da doğduğun gün hediyesidir.
sevmiyorum ortada olmayı ve o yüzden bir kızın iki erkek arasında karar vereceği iki aptal piyoncuktan birisi hiç olmadım.
yürüyen sürünün ortanca koyunu da olmadım hiç, çocukluğuma yapılan bir nispetti, tek nedeni!
olamam ben ortanca vee olamam ben ortada. ayağa düşerim ama ortaya asla düşmem...
sevmem ben "orta" yı o yüzdendir hep kaleye şut çekişlerim. gol mu olur deme sakın. ne farkederki! ben şutumu çekerim polemiğe de girmem...
şimdi sen de koymamalısın ortaya beni yada ortada koymamalısın beni!
çünkü sevmem ben ortalıkta olmayı..! bırakmışsam sana saf'ımı tayin etmeyi, en netinden bir saf tayin etmelisin bana! yoksa hem sana hem de sana yazık olur ki ben sana ben değil sen olmuşumdur o bırakış sonrası!
anlamadın mı ortada bir düşünceye sahip oldugun içindir!
bulanık diyorum çoookk bulanık!
"bulanık su*" sevmeme nedenim de sırf bu yüzden! havuzdan başka yerde yüzmememde! ortada olupta tek sevdiğim şey "orta karadeniz"dir. zaten bilirsin onunda nedenini!
ortada ilişki yaşamam. çünkü adını sevmem!!!
ve yine söylüyorum. ben ortaya yakışmam fazla ağır kalırım ortaya ve bazende fazlaca hafif!
işte o yüzden ortada bırakmamalısın, frontal lob umu!
ve şimdi karar verdim ben bana 3 çocuk doğurmayacak bir kızla evlenmeyeceğim! neden mi söylim:
benim ortanca çocuğum olmalı. cinsiyeti önemli değil ama mutlaka 3 çocuğum olmalı ki, ortanca cocugum olabilsin. ben bu sendromu bukadar dolu yaşarken onu anladıgımı hissettirebileceğim çocugum olmalı benim...
bak ortanca babanın kaderi, ortanca cocuğa diyebilmeliyim mesela ben:) işi gücü bırakıp bunları düşünüp bunların hayalini kurdum emin olabilirsin...
neyapsaydım daha mantıklı bir hayal varsa söyle onu kurayım. ama akıl verirken daha önce kurmadıgım bir hayal "aklı" ver. yada dur! verme hiç bişiy, varsa kendine kullan:) benim ki fazla bile zaten eksik gelirse alırım senden "öndünç!".
azcık geri kalasım var hayattan ama arkası dolu çıkamıyorum. ulan olmadı madem ilerleyelim abiler diyorsun ki yine olmuyor önün kapalı! hay ben böyle ..
diyecek oluyorsun "sus büyük dururken, küçüğe laf düşmez" diyorlar.
sendromlaşmayı severleşmeye alışmaya çalışmayı denemeli insan! hala insansa tabi!
şimdi gitmeliyim! bu sıra hep ortaya denk geliyor yerim. madem sen seçemedin saf ımı, ben azıcık köşe kapayım! en ortasız-ından! en can-sızından!
balon balon nereye kadar daaaa:)
mesela "iki arada bir derede " deyimini hiç sevmem. sırf ara oldugu için veyahut sevmem ben ortada durmayı. ya sonda dururum yada en başta.
direk olsam da eminim "orta" direk olmazdım, ve kimseyi vurmazdım alnının yada iki kaşının ortasından.

sen hiç ortanca çocuk oldun mu! olmadın sa söyleyeyim kötü birşey ortanca olmak! büyük kardeşin büyüktür bakkala gitmek için; küçük kardeşinse yeterince büyümemiştir. sen bu kutsal görev için biçilmiş kaftansındır. yani dünyaya ayak işleri için gönderilmişsindir. bakkal çırağı modunda bir yaşam sana doğum günü hediyesi olmasa da doğduğun gün hediyesidir.
sevmiyorum ortada olmayı ve o yüzden bir kızın iki erkek arasında karar vereceği iki aptal piyoncuktan birisi hiç olmadım.
yürüyen sürünün ortanca koyunu da olmadım hiç, çocukluğuma yapılan bir nispetti, tek nedeni!
olamam ben ortanca vee olamam ben ortada. ayağa düşerim ama ortaya asla düşmem...
sevmem ben "orta" yı o yüzdendir hep kaleye şut çekişlerim. gol mu olur deme sakın. ne farkederki! ben şutumu çekerim polemiğe de girmem...
şimdi sen de koymamalısın ortaya beni yada ortada koymamalısın beni!
çünkü sevmem ben ortalıkta olmayı..! bırakmışsam sana saf'ımı tayin etmeyi, en netinden bir saf tayin etmelisin bana! yoksa hem sana hem de sana yazık olur ki ben sana ben değil sen olmuşumdur o bırakış sonrası!
anlamadın mı ortada bir düşünceye sahip oldugun içindir!
bulanık diyorum çoookk bulanık!
"bulanık su*" sevmeme nedenim de sırf bu yüzden! havuzdan başka yerde yüzmememde! ortada olupta tek sevdiğim şey "orta karadeniz"dir. zaten bilirsin onunda nedenini!
ortada ilişki yaşamam. çünkü adını sevmem!!!
ve yine söylüyorum. ben ortaya yakışmam fazla ağır kalırım ortaya ve bazende fazlaca hafif!
işte o yüzden ortada bırakmamalısın, frontal lob umu!
ve şimdi karar verdim ben bana 3 çocuk doğurmayacak bir kızla evlenmeyeceğim! neden mi söylim:
benim ortanca çocuğum olmalı. cinsiyeti önemli değil ama mutlaka 3 çocuğum olmalı ki, ortanca cocugum olabilsin. ben bu sendromu bukadar dolu yaşarken onu anladıgımı hissettirebileceğim çocugum olmalı benim...
bak ortanca babanın kaderi, ortanca cocuğa diyebilmeliyim mesela ben:) işi gücü bırakıp bunları düşünüp bunların hayalini kurdum emin olabilirsin...
neyapsaydım daha mantıklı bir hayal varsa söyle onu kurayım. ama akıl verirken daha önce kurmadıgım bir hayal "aklı" ver. yada dur! verme hiç bişiy, varsa kendine kullan:) benim ki fazla bile zaten eksik gelirse alırım senden "öndünç!".
azcık geri kalasım var hayattan ama arkası dolu çıkamıyorum. ulan olmadı madem ilerleyelim abiler diyorsun ki yine olmuyor önün kapalı! hay ben böyle ..
diyecek oluyorsun "sus büyük dururken, küçüğe laf düşmez" diyorlar.
sendromlaşmayı severleşmeye alışmaya çalışmayı denemeli insan! hala insansa tabi!
şimdi gitmeliyim! bu sıra hep ortaya denk geliyor yerim. madem sen seçemedin saf ımı, ben azıcık köşe kapayım! en ortasız-ından! en can-sızından!
balon balon nereye kadar daaaa:)
26 Nisan 2009 Pazar
babaannemden sorular
-meksüt!
-mesut babaanne mesut! efendim söyle :)
-bu adamın burnu otururken üşümüyor da yatarken niye üşüyor?
-kimya okuyorum babaanne ben tıp değil.
-hı hı
-neye hı hı babaanne ?
-hahahaha
-resmen kafa buluyon benle yaaa babaanne ayıp ayıp :D
sütçü olursam birgün adını mek-süt koyacağım sayesinde:)
-sabahçımısın öğlencimi yavrum?
- :D ortancıyım babaanne :)
-sabah yemek hazırlayıp yiyebiliyon mu diye sordum yavrum!
ne çok zaman geçmiş sabahçı veya öğlenci olmayalı :)
koltukda oturan babaanne baktı cevap gelmiyor diğer taraftaki yastıgı düzelterek şunu dedi:
"biycakda(birazda demek kendileri) bu yanna (tarafa) yatim"
:) seviyorum lan kadın seniiii
güncelleme:
eskişehir- bjk maçı bitiminde golleri tekrar izlerken şunu söyledi:
kaleci yok mu bugün orda?
"top sürekli kaleye giriyo"
:s
:D:D:D
bu arada maç 2-0 bitti :)
-mesut babaanne mesut! efendim söyle :)
-bu adamın burnu otururken üşümüyor da yatarken niye üşüyor?
-kimya okuyorum babaanne ben tıp değil.
-hı hı
-neye hı hı babaanne ?
-hahahaha
-resmen kafa buluyon benle yaaa babaanne ayıp ayıp :D
sütçü olursam birgün adını mek-süt koyacağım sayesinde:)
-sabahçımısın öğlencimi yavrum?
- :D ortancıyım babaanne :)
-sabah yemek hazırlayıp yiyebiliyon mu diye sordum yavrum!
ne çok zaman geçmiş sabahçı veya öğlenci olmayalı :)
koltukda oturan babaanne baktı cevap gelmiyor diğer taraftaki yastıgı düzelterek şunu dedi:
"biycakda(birazda demek kendileri) bu yanna (tarafa) yatim"
:) seviyorum lan kadın seniiii
güncelleme:
eskişehir- bjk maçı bitiminde golleri tekrar izlerken şunu söyledi:
kaleci yok mu bugün orda?
"top sürekli kaleye giriyo"
:s
:D:D:D
bu arada maç 2-0 bitti :)
gelişimi helvayla kutlayan anne
annem:
-oğlum helva yaptım yermisin sıcağıyla?
ben:
-helva da nereden çıktı anne? öldüm mü ben
annem:
-töbe töbe allah korusun! seviyorsun sen diye yaptım oğlum fena mı yapmışım.
ben:
-saol anne teşekkür ederim :) öldüm diye korktum da ben, sorayım dedim :)
-oğlum helva yaptım yermisin sıcağıyla?
ben:
-helva da nereden çıktı anne? öldüm mü ben
annem:
-töbe töbe allah korusun! seviyorsun sen diye yaptım oğlum fena mı yapmışım.
ben:
-saol anne teşekkür ederim :) öldüm diye korktum da ben, sorayım dedim :)
kamyon seyahati
2 gün süren kamyon seyahatim oldukça eğlenceliydi. çokşey öğrendim mesela.
dorce(onlar dorse diyorlar ama tahminim böyle yazılıyordur) diye bişiy varmış. ortalama bir kamyon 40 ton yük alıyormuş :)
sonra sunroof kamyonlarda da oluyormuş bunu da öğrendim :)
çok zevkliydi.
bir kamyon içi diyalogu:
ben:
-kaç basıyor bu kamyon
kamyoncu:
-abi bu kamyon değil tır
ben:
-ben kendimi kamyona hazırlamıştım. salla sen, kaç basıyor
kamyoncu:
-kaç basarsan okadar basar ama hız sınırı 77 daha fazlası yasak
ben:
-hmmmm! tırlar kaç basıyor
kamyoncu:
-abi bu tır zaten.
ben:
-ya bırak ya hiç tır görmesek... :p
bi de ben hayatımda kadın/kız muhabbeti yapmayan ve kamyonu dışında konuşabileceği hakim olduğu konu olabilen bir kamyoncu(kendisi bu tanımı sevmiyor) ilk defa gördüm. helal olsun sana benim kamyoncum (benimsedim kendisini)
hem bjk li, hem de kamyonunun arkasında kamyon arkası yazısı yok :) gerisini sen düşün artık.
uzun sürdü ama inanılmaz eğlenceliydi. kötü şeylere de tanık olduk ama biz daha çok eğlenceli kısımla ilgiliydik.
aklıma geldikçe anlatırım bişiyler... samsun da havalar çok güzel bu arada;)
resimler çekince koyarım buraya...
babaannem şuan da tam olarak gözümün içine bakıyor:) sohbet çekiyor canı sanırım:) nezaman çekmedi ki!
dizine yatıp uzunca konuşturayım kadını da deşarj olsun bari :)
dorce(onlar dorse diyorlar ama tahminim böyle yazılıyordur) diye bişiy varmış. ortalama bir kamyon 40 ton yük alıyormuş :)
sonra sunroof kamyonlarda da oluyormuş bunu da öğrendim :)
çok zevkliydi.
bir kamyon içi diyalogu:
ben:
-kaç basıyor bu kamyon
kamyoncu:
-abi bu kamyon değil tır
ben:
-ben kendimi kamyona hazırlamıştım. salla sen, kaç basıyor
kamyoncu:
-kaç basarsan okadar basar ama hız sınırı 77 daha fazlası yasak
ben:
-hmmmm! tırlar kaç basıyor
kamyoncu:
-abi bu tır zaten.
ben:
-ya bırak ya hiç tır görmesek... :p
bi de ben hayatımda kadın/kız muhabbeti yapmayan ve kamyonu dışında konuşabileceği hakim olduğu konu olabilen bir kamyoncu(kendisi bu tanımı sevmiyor) ilk defa gördüm. helal olsun sana benim kamyoncum (benimsedim kendisini)
hem bjk li, hem de kamyonunun arkasında kamyon arkası yazısı yok :) gerisini sen düşün artık.
uzun sürdü ama inanılmaz eğlenceliydi. kötü şeylere de tanık olduk ama biz daha çok eğlenceli kısımla ilgiliydik.
aklıma geldikçe anlatırım bişiyler... samsun da havalar çok güzel bu arada;)
resimler çekince koyarım buraya...
babaannem şuan da tam olarak gözümün içine bakıyor:) sohbet çekiyor canı sanırım:) nezaman çekmedi ki!
dizine yatıp uzunca konuşturayım kadını da deşarj olsun bari :)
23 Nisan 2009 Perşembe
düşünen insan
sen hiç düşündüğü için hatta bazen sadece düşünüyor olduğu için mutlu olan bir insan gördün mü?
ben gördüm hemde daha çok yeni yani demince diye bir zaman dilimimiz varya!
hah işte ondan!
ben gördüm!
biraz önce aynada gülümsüyordu! mutluluğu kıskanılası olan bir adam bana!
bak bakalım aynaya belki sende benim gördüğümü görecek kadar şanslısındır kimbilir;)
düşünen adam!
ben gördüm hemde daha çok yeni yani demince diye bir zaman dilimimiz varya!
hah işte ondan!
ben gördüm!
biraz önce aynada gülümsüyordu! mutluluğu kıskanılası olan bir adam bana!
bak bakalım aynaya belki sende benim gördüğümü görecek kadar şanslısındır kimbilir;)
düşünen adam!
22 Nisan 2009 Çarşamba
yan oda mektubu!
ben şimdi yarım kalan traşımı olmaya devam edecegım saat 10 a kadar oyalanmak için yarım yarım oluyorum traşımı vakit geçirmek gibi işte bilirsin bunu! bilmiyorsan da öğrenmek üzere olabilirsin!
saçlarımın sadece başımın üst kısmında bulunanlarını kestim. aldım elime makası kestim. hesapladım kaç ay oldu berbere gitmeyeli diye!

sonra da kızdım kendime "herkes kendi traşını yapacaksa, berberler nasıl kazanacak diye"
birgün başbakan olursam, yasaklayacaktım kendi kendine traş olmayı, herkes uzmanı olduğu işi yapacaktı! kararını vermiştim bunun. hatta hapis cezası bile verebilirdim. kendi kendine traş olana. kendi iskemlesini yapanlara! her işi uzmanları yapmalıydı bana göre, tamda bir başkasının işini yaparken-di alınan bu karar!
sakallarımı da kestim! yani kaç ay oldu bilmiyorum ama yüzüme ilk defa jilet değdi bugün. birazdan daha da keseceğim. yani hiç bir kıl dışarıda kalmayacak şekilde. tersten almak deniliyor adına. jiletin ve cildimin izin verdiği kadar hepsini gömeceğim derimin altına!
belki saçlarımın birazını daha keserim! bakarım önce kesilmediği için mutsuz olanlar kalmış mı! anlarım ben onların dilinden ve de onlar konuşurlar benimle kendi dilleriyle! ben onların dilini de bilmek zorundayım. ne çok zorunluluğum varmış!
ve sen belki de bütün bu olanların sonucunu görmek isteyeceksin! ama sabırlı olman gerekecek. "çünkü" saat 10 dan sonra ancak duş alacağım. biliyorsun saat 10 dan sonra elektrik daha ucuz benim topraklarımda.
yani anlayacağın ucuz bir duş yapacağım, tıpkı çok ucuza yaptığım düşlerim gibi...
temizlenmek bir duş kadar kolay değil mi! arınmak mı adı!
"amaaan neyse ne" dediğini duyar gibi oldum bir an!
eveet "neyse ne!"
arınmalıyım ve yine mutlaka bir yerlerde pislenmeyi bekliyor olacağım. sen kirletmesende bir kirleten bulunacak zaten...
kirlenmek güzelmiş öyle diyorlar. oysa sadece sonunda temizlenmek olduğu için güzelmiş. kiminse bu yalan alıp yalanı da "uğurlar ola" ya gidebilir mi acaba!
eveeet baya oyalandık mı! oyalandık. bak neredeyse 10 olacak saat! daha fazla çıplak gezmemeliyim. sonra üşütürüm hasta olurum mazallah!
ve ben gittiğim de sen de özlemelisin beni! sanki 20 yıl görmemiş gibi! sanki buracıktı bekliyormuş da "nerede kaldı bu adam yaaa!, hiç düşünmüyor bir özleyeni varmı" diye söyleniyormuşsun gibi. biraz daha gelmezse kapısını tıklayıp "hadi artık, çıksana ördek herif" diyecekmişsin gibi.
yoksa üzülürüm ben "yine" mazallah!!!
görüşelim olur mu?
saçlarımın sadece başımın üst kısmında bulunanlarını kestim. aldım elime makası kestim. hesapladım kaç ay oldu berbere gitmeyeli diye!
sonra da kızdım kendime "herkes kendi traşını yapacaksa, berberler nasıl kazanacak diye"
birgün başbakan olursam, yasaklayacaktım kendi kendine traş olmayı, herkes uzmanı olduğu işi yapacaktı! kararını vermiştim bunun. hatta hapis cezası bile verebilirdim. kendi kendine traş olana. kendi iskemlesini yapanlara! her işi uzmanları yapmalıydı bana göre, tamda bir başkasının işini yaparken-di alınan bu karar!
sakallarımı da kestim! yani kaç ay oldu bilmiyorum ama yüzüme ilk defa jilet değdi bugün. birazdan daha da keseceğim. yani hiç bir kıl dışarıda kalmayacak şekilde. tersten almak deniliyor adına. jiletin ve cildimin izin verdiği kadar hepsini gömeceğim derimin altına!
belki saçlarımın birazını daha keserim! bakarım önce kesilmediği için mutsuz olanlar kalmış mı! anlarım ben onların dilinden ve de onlar konuşurlar benimle kendi dilleriyle! ben onların dilini de bilmek zorundayım. ne çok zorunluluğum varmış!
ve sen belki de bütün bu olanların sonucunu görmek isteyeceksin! ama sabırlı olman gerekecek. "çünkü" saat 10 dan sonra ancak duş alacağım. biliyorsun saat 10 dan sonra elektrik daha ucuz benim topraklarımda.
yani anlayacağın ucuz bir duş yapacağım, tıpkı çok ucuza yaptığım düşlerim gibi...
temizlenmek bir duş kadar kolay değil mi! arınmak mı adı!
"amaaan neyse ne" dediğini duyar gibi oldum bir an!
eveet "neyse ne!"
arınmalıyım ve yine mutlaka bir yerlerde pislenmeyi bekliyor olacağım. sen kirletmesende bir kirleten bulunacak zaten...
kirlenmek güzelmiş öyle diyorlar. oysa sadece sonunda temizlenmek olduğu için güzelmiş. kiminse bu yalan alıp yalanı da "uğurlar ola" ya gidebilir mi acaba!
eveeet baya oyalandık mı! oyalandık. bak neredeyse 10 olacak saat! daha fazla çıplak gezmemeliyim. sonra üşütürüm hasta olurum mazallah!
ve ben gittiğim de sen de özlemelisin beni! sanki 20 yıl görmemiş gibi! sanki buracıktı bekliyormuş da "nerede kaldı bu adam yaaa!, hiç düşünmüyor bir özleyeni varmı" diye söyleniyormuşsun gibi. biraz daha gelmezse kapısını tıklayıp "hadi artık, çıksana ördek herif" diyecekmişsin gibi.
yoksa üzülürüm ben "yine" mazallah!!!
görüşelim olur mu?
8 Nisan 2009 Çarşamba
baba beni okuldan al!
:O
baban mı var derdin var şekerim:)
babam ve çetesi facebook a üye olmuşlar:O
hatta :
:O:O:O:O:O
birde bana arkadaşlık daveti yollamış! :O ,
üzgünüm baba, kabul edemem! zira biz seninle hiç arkadaş olmadık ki :)
madem netle bukadar haşır neşirsin, birgün buraya da uğrarsın diye buradan sana mesaj vermek istedim baba! :
baba beni okuldan alllllllllll !!!
ya da en azından bana izin ver ben bırakayım!
okulu bıraksan ne iş yapacaksın dediğini duyar gibiyim, cevap veriyorum:
ne iş olsa yaparım! :)
valla bak sandığın gibi mühendis falan yapmıyorlar, sadece diplomasını veriyorlar!
not: olurda burayı okursan, sakın korkma baba! şaka yaptım sayalım(sadece sayalım) ama ciddiye alıp da izin verirsen bunu değerlendirebilirim :)
baban mı var derdin var şekerim:)
babam ve çetesi facebook a üye olmuşlar:O
hatta :
:O:O:O:O:O
birde bana arkadaşlık daveti yollamış! :O ,
üzgünüm baba, kabul edemem! zira biz seninle hiç arkadaş olmadık ki :)
madem netle bukadar haşır neşirsin, birgün buraya da uğrarsın diye buradan sana mesaj vermek istedim baba! :
ya da en azından bana izin ver ben bırakayım!
okulu bıraksan ne iş yapacaksın dediğini duyar gibiyim, cevap veriyorum:
ne iş olsa yaparım! :)
valla bak sandığın gibi mühendis falan yapmıyorlar, sadece diplomasını veriyorlar!
not: olurda burayı okursan, sakın korkma baba! şaka yaptım sayalım(sadece sayalım) ama ciddiye alıp da izin verirsen bunu değerlendirebilirim :)
4 Nisan 2009 Cumartesi
kitapsız
belki de bu bir reklam postudur kimbilir :P
madem ki adamlar yollamışlar böyle bir karton galiba bu şekilde resim! çekinmemi istiyorlar diye düşünüp derhal "fotoğraf" çekindim:)
parmaklarımı niye öyle tavşan kulağı yaptım?
ne bilim herkes öyle yapıyor diye herhalde! özentiyim ben napim tarzım bu!

bilen bilir ben kitap okumam ama sipariş veririm! sırf kitaplığımdaki görüntü içindir ve de entellektüel görüntüme ivme kazandırmak içindir!
kitap siparişlerim de www.kitapyurdu.com u tercih eder, netten sipariş veririm. birçok nedeni var ama öncelikli nedenim ben bu kitapyurduna güveniyorum. yani kartla alışveriş için iyi bir site ve hatta hizmetleri de iyi. piyasaya göre de çoğu zaman ucuz.
puan veriyorlar, biriktiriyorsun beleş kitap veriyorlar :) falan filan işte.
bize de beleş olsun isterse kondom olsun farketmiyor!
(bunu gözlerimle gördüğüm için söyledim. beleş diye, kondom alan 70 yaşında adam gördüm:))
kendime not: şaka maka harbiden reklama girdin haberin olsun!
kendime cevap: ama adamlar hakediyor şekerim :)
neyse işte şuan yaşadığım şehirde mecburen! netten kitap alıyorum. ait olduğum şehirde kitaba dokunmadan almam;)
bugün öğlen saatlerinde zil çaldı.
diafon dan bağırdım(ki ben hep bağırırım):
-kim oooooooooooo!?
karşımdaki de bağırdı:
-kargoooooooooo :)
adamın tarzını sevdim ve yüzüme bir tebessüm konuverdi :p
sonra my man (adamım) sordu:
-kimmiş o?
-kargooooooymuş o :)
sipariş verdiğim 10 kitabım bugün geldi.
ve benden mutlusu yok!
o kargoyu alıyorsun ve biran önce içine bakmak istiyorsun ya, anam o nasıl heyecanlı birşey yahu! hani şöyle salak bir moda giriyorsun ya (umarım bu moda giren tek salak ben değilimdir :p)
sanki siparişi veren sen değilsin de, içinden ne çıkacak bilmiyorsun da açmak için sabırsızlanıyorsun!
neyse işte kabul ediyorum salağım ve mutluyum!
hemen açtım kitapları incelemeye başladım. du resimlerini de çekmiştim, merak etmişsinizdir hemen eklim :p

ben bunlarla uğraşırken my man geldi ve aramızda şu diyalog geçti:
adamım:
-bunlar ne adamım
ben:
-dünyanın 10 harikası adamım!
A :
- :s olum napcan bunları? niye aldın?
B:
- bana artık kimse "kitapsız" demesin diye aldım
A:
- :S sen nerenin malısın yaaa! :D:D:D
(bu kimseye cesaret vermesin o benimle bu şekilde konuşabilen tek kişi!:) )
B:
-babamın ahırının!:)
[bu arada baba-m-ın ahır-ı belirtili isim tamlamasıdır :D]
öyle işte bugün mutluyum ben! küçük şeylerle mutlu olabiliyorum demek isterdim ama hiç de sandığınız kadar küçük birşey değil!
düşünsenize 10 farklı yazarın dünyasına girebilme fırsatını yakaladım bugün küçük olması mümkün mü!?
biliyonuz mu?
bende kitap yazacam birgün!
sizden de bahsederim merak etmeyin :p
yazan: dünkü kitapsız! :)
o istedi bende yayınladım nolmuş :p
o mu kim "canımmm" halla halla :)
madem ki adamlar yollamışlar böyle bir karton galiba bu şekilde resim! çekinmemi istiyorlar diye düşünüp derhal "fotoğraf" çekindim:)
parmaklarımı niye öyle tavşan kulağı yaptım?
ne bilim herkes öyle yapıyor diye herhalde! özentiyim ben napim tarzım bu!
bilen bilir ben kitap okumam ama sipariş veririm! sırf kitaplığımdaki görüntü içindir ve de entellektüel görüntüme ivme kazandırmak içindir!
kitap siparişlerim de www.kitapyurdu.com u tercih eder, netten sipariş veririm. birçok nedeni var ama öncelikli nedenim ben bu kitapyurduna güveniyorum. yani kartla alışveriş için iyi bir site ve hatta hizmetleri de iyi. piyasaya göre de çoğu zaman ucuz.
puan veriyorlar, biriktiriyorsun beleş kitap veriyorlar :) falan filan işte.
bize de beleş olsun isterse kondom olsun farketmiyor!
(bunu gözlerimle gördüğüm için söyledim. beleş diye, kondom alan 70 yaşında adam gördüm:))
kendime not: şaka maka harbiden reklama girdin haberin olsun!
kendime cevap: ama adamlar hakediyor şekerim :)
neyse işte şuan yaşadığım şehirde mecburen! netten kitap alıyorum. ait olduğum şehirde kitaba dokunmadan almam;)
bugün öğlen saatlerinde zil çaldı.
diafon dan bağırdım(ki ben hep bağırırım):
-kim oooooooooooo!?
karşımdaki de bağırdı:
-kargoooooooooo :)
adamın tarzını sevdim ve yüzüme bir tebessüm konuverdi :p
sonra my man (adamım) sordu:
-kimmiş o?
-kargooooooymuş o :)
sipariş verdiğim 10 kitabım bugün geldi.
ve benden mutlusu yok!
o kargoyu alıyorsun ve biran önce içine bakmak istiyorsun ya, anam o nasıl heyecanlı birşey yahu! hani şöyle salak bir moda giriyorsun ya (umarım bu moda giren tek salak ben değilimdir :p)
sanki siparişi veren sen değilsin de, içinden ne çıkacak bilmiyorsun da açmak için sabırsızlanıyorsun!
neyse işte kabul ediyorum salağım ve mutluyum!
hemen açtım kitapları incelemeye başladım. du resimlerini de çekmiştim, merak etmişsinizdir hemen eklim :p
ben bunlarla uğraşırken my man geldi ve aramızda şu diyalog geçti:
adamım:
-bunlar ne adamım
ben:
-dünyanın 10 harikası adamım!
A :
- :s olum napcan bunları? niye aldın?
B:
- bana artık kimse "kitapsız" demesin diye aldım
A:
- :S sen nerenin malısın yaaa! :D:D:D
(bu kimseye cesaret vermesin o benimle bu şekilde konuşabilen tek kişi!:) )
B:
-babamın ahırının!:)
[bu arada baba-m-ın ahır-ı belirtili isim tamlamasıdır :D]
öyle işte bugün mutluyum ben! küçük şeylerle mutlu olabiliyorum demek isterdim ama hiç de sandığınız kadar küçük birşey değil!
düşünsenize 10 farklı yazarın dünyasına girebilme fırsatını yakaladım bugün küçük olması mümkün mü!?
biliyonuz mu?
bende kitap yazacam birgün!
sizden de bahsederim merak etmeyin :p
yazan: dünkü kitapsız! :)
o istedi bende yayınladım nolmuş :p
o mu kim "canımmm" halla halla :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)